İLÇE YATIRIMLARIMIZ

Ramazan Bingöl / İl Genel Meclis Üyesi/TURES Başk

Ramazan Bayramı’na Şeker Bayramı denilir mi?

06 Eylül 2010 17:07

Ramazan Bayramı’nda tatlı ve şekerin üzerine neden bu kadar düşüldüğünü, bu geleneğin nereden geldiğini ve neden her yerde tatlı ikram edildiğini hiç düşündünüz mü? Bugün yazımı yazmak için niyetlendiğimde kafamda birkaç konu vardı. Fakat yazıma başlamadan gelen can sıkıcı bir mail ve erken bayram tebrik kartlarının bazılarında ‘Şeker Bayramınız kutlu olsun’ yazması bu haftanın konusunu belirlemiş oldu.
Bir firmadan gelen tanıtım mailinde; frambuazlı, kaymaklı ve dondurmalı pastanın tanıtımı yapılıyor ve ‘Şeker Bayramı’ için tavsiye ediliyordu. Bazıları ne var bunda diye düşünebilir. İlk bakışta basit gibi görünen bu durum aslında büyük bir vahametin göstergesi. Bilerek veya bilmeyerek dini bir bayramı ticari bir bayrama dönüştürüyorlar. Sanki sadece şeker yemek adına bayram yapıyormuşuz gibi bir havaya büründürdüler. Bu yönlü tanıtımların olması ve Ramazan Bayramı’na Şeker Bayramı denilmesi beni çok rahatsız eden bir durum. Bu konuda geçen sene Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın tepkisinin de çok doğru ve haklı olduğunu düşünüyorum. Bu konu ile ilgili 2005 yılında yazmış olduğum yazının içeriğini biraz daha geliştirerek sizlerle tekrar paylaşma gereği duydum.

Şeker Bayramı denir mi?

Arapça idü’l-fitr ve idü’l adha şeklinde adlandırılan Ramazan ve Kurban Bayramları, hicretin 2.yılından itibaren kutlanmaya başlamıştır. Esasen Ramazan orucu ilk defa bu yıl farz kılınmış, bu ayı oruçla geçiren mü’minler sonraki ayın (Şevval) ilk üç gününü bayram olarak kutlamışlardır. Bu sebeple bu bayrama Ramazan Bayramı veya bayramdan önce fitre (fıtr sadakası) verildiği için Fıtr Bayramı denilmiştir.

Bayramda neden tatlı yeriz?

Bayram; Ramazan boyu yemeden içmeden ve her türlü istek ve arzularından kendimizi alıkoyarak oruç tutan biz Müslümanların ve ailelerimizin, orucun bitimiyle sevince kavuştuğumuz ve vaat edilen mükâfata kavuşmakla manen huzur bulduğumuz bir gündür. Bayram günü sabah namazının hemen sonrasında tatlı yemek, özelikle hurma yemek, sünnettir. Hâlâ bazı şehirlerimizde ve evlerde (bizim ev gibi) bayramlarda kahvaltı edilmez ve bayram yemeği yenilir. Bu mevsimine ve bütçesine göre; taze fasulye, kuru fasulye, kavurma, bamya ve bakla olabilir; fakat hepsinde mutlaka tereyağlı pirinç pilavı olur ve tabii ki birkaç çeşit de tatlı. Fakat genelde, ev baklavası, lokma, kadayıf tatlıları olur. Bunların yanı sıra sütlü tatlılar mutlaka olur. Asıl tatlı yeme geleneğimizin peygamber efendimiz (s.a.v.) zamanından geldiğini biliyoruz.

Devleti-i Ali Osmani’de bayram

Osmanlı döneminde saray içerisinde önce bayram alayına katılınır, bayram alayından sonra Has Oda önüne konulan tahtına padişah oturur ve saray nedimleri, musahipleri birbirinden güzel nüktelerle padişahı eğlendirirlerdi. Bu sırada padişahın yanında yer alan saray erkânına, vezirlere ve meşayihe helvalar, tatlılar dağıtılırdı. Hemen ardından vezirler ve ehl-i divan yerine oturur. Matbaha-ı Amire’den (saray mutfağı) getirilen yemekler yenirdi. Bayramlarda en başta şekerciler olmak üzere çarşı pazar dolup taşar; bayram tebriklerinde herkese şeker ikram edilirdi. Bugün halen geleneklerimizde de süregelen bayram şekeri ikramında akide şekeri ikram etmek makbuldü.

Asr-ı Saadet’te tatlı geleneği

Dini ve sosyal olmak üzere iki yönü bulunan Ramazan ve Kurban Bayramı kutlamaları Asr-ı Saadet’te musalla adı verilen geniş bir alanda, kadınların ve genç kızların da katıldıkları bayram namazı ile başlardı (bk.Tirmizi, Cum’a, 36). Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) bayramı namazını kıldıktan sonra musallaya çıkmadan önce hurma yeme âdeti bir sünnet telakki edilmiş ve bu telakki bayramda tatlı ikramı geleneğini doğurmuştur. Daha Tabiin döneminde İbn Sirin gibi un, tereyağı ve bal veya hurma ezmesinden yapılan bazı tatlıları ikram etmeyi adet haline getirenler vardı. Bağdat’ta 380 yılında yapılan bir bayram kutlamasında uzunluğu yaklaşık 150 metreye varan sofralarda tatlıların sunulduğu rivayet edilmektedir. Ve binlerce yıldır bu güzel geleneği tüm İslam âlemi devam ettiriyor. (Bu bilgilere sahip olduktan sonra Ramazan Bayramına hala ‘Şeker Bayramı’ diyenlere ne denilir sizlere bırakıyorum.)

Nadide hediyeler

İkindiden sonra esnaf alayları otağ-ı hümayun önünden geçerdi. Her esnaf loncasının bir, iki ya da üç flaması vardı. Mesela baharatçılar, ortasında yaldızlı çizgisi olan flamalar taşırlardı. Bu hediyeler bazen de yiyecek içecek gibi şeylerdi. Çörekçiler, bir araba üzerine yerleştirilmiş fırında çörek pişirerek geçerler, sonra da pişirdikleri çörekleri padişaha sunarlardı. Esnaf gruplarının padişaha hediye ettikleri kendi meslekleriyle ilgili eşyalar en nadide ve pahalı cinsten şeyler olurdu.

Bayram mesajı

Küskünlerin barıştığı, sevenlerin bir araya geldiği, rahmetle ve şefkatle dolu günlerin en değerlilerinden olan Ramazan Bayramınız kutlu olsun.
 

Yazar makale içeriklerinden sitemiz sorumlu değildir.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
MESAJ HATTI
İstanbul İl Genel Meclisi AK PARTİ GRUBU
Sütlüce Mah. İmrahor Cad. No: 46- BEYOĞLU - İSTANBUL
Telefon: (0212) 315 86 00 - Faks: (0212) 221 95 77
Copyright © 2010 akpartiilgenel.com
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
Görsel Tasarım : Capitol Medya - Yazılım : CM Bilişim